Sırbistan sokaklarında yüz yıllık hasret

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sırbistan ziyareti büyük bir coşkuyla geçti. Erdoğan ve beraberindeki heyet Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ve kabine üyeleriyle birlikte Belgrad Nikola Tesla Havalimanı’nda, törenle karşılandı. İki gün içinde birçok anlaşmanın imzalandığı ziyaretin şüphesiz en can alıcı noktası Novi Pazar ziyaretiydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görebilmek için Sırbistan’ın farklı şehirlerinden gelen halk, Erdoğan’a büyük bir ilgi gösterip coşkuyla tezahüratta bulundu.

 

 

Sevda Dursun

“Dik dur eğilme, bu ümmet seninle”, “Hoş geldin sultan, hoş geldin padişah” yazan pankartlar, Erdoğan portreleri, Türk bayrakları, Türk simgelerini taşıyan eşarp ve başlıklar giyerek Türkçe sloganlarla karşılandı Erdoğan Sırbistan’da. Birçok eve, sokağa ve arabalara Türk bayrakları asıldı. Sancaklılar “Sultan Erdoğan” tezahüratında bulunurken, bir asırlık hasret okunuyordu gözlerinden. Geleceği sımsıkı kuşatan geçmişin bağları canlanmış, yüz yıllık hasret bitmiş, Osmanlı geri dönmüştü sanki. Bu ilginin nerden geldiği değil, bu manzaranın neden geciktiği konuşulmalı konuşulacaksa. Madalyonun bir tarafında bu resim varken diğer tarafında Balkanlar gerçeği var. “Papa’nın şapkasını görmektense Osmanlı sarığı görmeyi” tercih ettiren hoşgörü ve adalete en çok bugünlerde ihtiyacı var Balkanların. Kutuplaşmaların dünyayı sarıp sarmaladığı, etnik ve dinsel gerilimlerin alabildiğine ivme kazandığı, aşırı sağın komşu Avrupa ülkelerini tamamıyla ele geçirdiği bir zaman diliminde bu ziyaretin bıraktığı fotoğrafın önemi daha da belirginleşiyor.

Avrupa kışkırttı, Sırplar ayaklandı

Sırbistan’la günümüz ilişkilerine bakmadan önce, geçmişe şöyle bir göz atmakta fayda var. Yüzyıllarca Osmanlı Devleti’nin bir parçası olan, Osmanlı içinde din ve mezheplerini özgürce yaşayan gayrimüslim milletler, Avrupalı emperyalist devletlerin, özellikle de Rusya’nın kışkırtması ile Osmanlı otoritesine karşı gelmeye başlar. XIX. yüzyıldan itibaren Çarlık Rusya’sı, “Panslavizm’’ politikası (bütün Slavları birleştirme) ile akraba Balkan uluslarını kendisine bağlamak için ayaklanmalara öncülük yapar. Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan ilk millet Sırplar olur. 1812 Bükreş Anlaşmasıyla Osmanlı’dan ilk imtiyazı koparan Sırplar, 1829 Edirne Anlaşması gereği Osmanlı’dan özerklik elde ederler. 1878 Berlin Anlaşması ise bağımsız Sırbistan’ın habercisi olur.

Önyargılar değişmek zorunda

Dünya siyaset literatürüne “Balkanizasyon” gibi ayrışmayı ifade eden bir kavramı armağan eden coğrafya, etnik ve dinsel kavgaların gölgesinde varılacak bir menzil olmadığını idrak etmek zorunda.  Bosna ve Kosova savaşları var olan acıları daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramış değil. Kesintisiz teyakkuz hali kimsenin hanesine kazanç olarak yansımıyor. Üretim ve refah toplumu olma yönünde en büyük engel de bu üstelik. Osmanlı bakiyesi toplumlar ile Sırbistan arasında büyüyen gerginlik Türkiye’nin bölge politikalarına da negatif etki yapıyor. Boşnaklar ve Arnavutlar Türklerin Balkanlardaki doğal uzantıları, akrabaları, en yakın müttefikleri çünkü. Şükür ki kimsenin hayrına olmayan gerilimli atmosfer 2009 yılından bu yana olumlu anlamda bir değişime doğru seyir alıyor. Bunda 2009 yılında imzalanan serbest ticaret anlaşmasının, vize serbestisinin ve elbette TİKA’nın girişimlerinin büyük payı var.

Sık sık gelin, biz sizi bekleriz

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Sırbistan’a gittiğinde, Belgrad Nikola Tesla Havalimanı’nda, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve kabine üyeleri tarafından törenle karşılandı. Gece yarısına kadar havaalanında Erdoğan’ın gelmesini bekleyen Vucic, “Sık sık gelin. Biz sizi burada dost olarak bekleriz” açıklamasını yaparak gönüllerin fethinin yolunu açtı. Ardından Sırbistan Sarayı’nda resmi bir tören düzenlendi ve birçok anlaşmaya imza atıldı. İki günde 16 anlaşmanın imzalandığı Sırbistan ziyaretinin can alıcı noktası şüphesiz Sancak’taki Novi Pazar ziyaretiydi.

Novi Pazar, Sancak bölgesinin, Sırbistan bölümünde kalmış kısmın merkezi. Müslüman Boşnakların yoğunlukta yaşadığı kent, Erdoğan’ın ziyaretiyle birlikte Sırbistan’ın farklı şehirlerinden akın eden binlerce insanın deyim yerindeyse istilasına uğradı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görebilmek için pencerelere doluşan, yüksek binaların çatılarına çıkan kalabalık, Belediyenin önünde halka hitap eden Erdoğan’a büyük bir ilgi gösterdi, coşkuyla tezahüratlarda bulundu. Günün en anlamı fotoğrafı ise sevinç gözyaşları ve anlamlı bakışlarıyla Erdoğan’ın kucağındaki küçük Boşnak kız çocuğuna aitti. Erdoğan’a eşlik eden Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, “Burada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gösterilen ilginin yarısının dahi bana gösterilmeyeceğini biliyorum. Ancak karşınıza çıkarak, hangi milletten ve dinden olursa olsun tüm Sırbistan vatandaşlarının çıkarları için elimden gelenin en iyisini yaptığımı ve yapmaya devam edeceğimi söyleyecek cesaret ve iyi niyete sahibim” ifadelerini kullanmak durumunda kaldı.

Sırbistan bizi birleştirmeli

Erdoğan bu övgüyü karşılıksız bırakmadı. Vucic’in misafirperverliğine “bizi adeta evimizde hissettirdi” diyerek teşekkür etti. Ayrıca konuşmasında  “Çok güçlü ve derin ilişkilerimiz olan Sancak bölgesindeki kardeşlerimizin sevinçleri sevincimiz, üzüntüleri üzüntümüzdür. Bugün burada, Sancak’ta, Novi Pazar’da yaşadığımız şu birliktelik ülkeler ve halklar olarak barış, huzur ve refah içinde bir geleceğe ne kadar hasret olduğumuzu gösteriyor. İnanıyorum ki bizi etnik milliyetçilik ayırmamalı, tam aksine bizi Sırbistan birleştirmeli. Ülkemizdeki Sancak kökenli vatandaşlarımız ile Sırbistan’daki Boşnak azınlık, iki ülke arasında en önemli köprülerden biridir” diyerek Sırbistan’la ilişkileri geliştirmenin önemine vurgu yaptı.

Bosna savaşı soru işareti

Sırbistan’la ilişkileri geliştirmenin yolu yalnızca, coşkuyla Erdoğan’ı karşılayıp 100 yıllık hasretle kucaklayan Boşnak halkından geçmiyor elbette. Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’in iyi niyeti ve diyalog çabaları çok önemli. Bu iyi niyetini ziyaretin başından sonuna kadar her aşamada göstermekten de çekinmedi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic, halkın büyük çoğunluğunun desteğini kazanmış, eski defterleri kapayarak yeni ilişkiler vaad eden bir isim. Ancak sütten çıkmış ak kaşık da değil. 1990’larda Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç döneminde görev yapan Vucic, bir zamanlar radikal bir Sırp milliyetçisiydi. Miloseviç’in Enformasyon Bakanı olarak görev yapan Vucic, Bosna katliamı sırasında meclis kürsüsünden, “Öldürdüğünüz her bir Sırp için 100 Müslüman öldüreceğiz” sözünü söylemişti ve bu Boşnaklar tarafından hiç unutulmadı. Bu açıdan her zaman Bosna Hersek’in yanında duran ve önceleyen Türkiye için Sırbistan hakkındaki tek soru işareti, belki de Bosna Savaşı dönemi oldu. Ancak Vucic bu izleri silmeye çok istekli.

Geçmiş yakasını bırakmaz

2008’de daha ılımlı bir politika benimseyerek Sırp İlerleme Partisi’ni kuran Vucic, milliyetçi geçmişiyle arasına mesafe koymayı da unutmadı. “Yalnız eşekler değişmez” atasözüyle geçmişinden kopmak istediğini belirtmesi ne kadar samimi olduğunun bir kanıtı. 2012’de AFP haber ajansına verdiği röportajda da, “Değiştiğimi saklamıyorum… Bundan gurur duyuyorum” açıklamasını yapan ender liderlerden. Geçmiş, hesaplaşmayınca geçmişte kalmıyor yine de, Vucic için de böyle oldu. 2015’te Srebrenitsa Katliamı’nın 20. yılı anma törenlerinde kalabalık tarafından taşlandı ve törenden kaçmak zorunda kaldı. Vazgeçmedi, aylar sonra katliamda hayatını kaybedenlere saygılarını sunmak için tören alanına döndü. Yine başbakanlığı sırasında Srebrenitsa Soykırımı hakkında, “Sırbistan açık ve net biçimde bu korkunç suçu kınamaktadır. Bu suça karışanlardan tiksinmektedir ve onları adaletin huzuruna çıkarmaya devam edecektir” şeklinde açık bir mektup yayınladı.

Bu görevi Türkiye üstlendi

Vucic’in uzlaşma çağrıları ve barışma politikaları Bosnalı Müslümanlar tarafından da zaman zaman karşılık buldu. Bosna’nın ana Müslüman partisi SDP, törende saldıranların Bosnalıları utandırdığını belirten bir açıklama yayınladı. Srebrenica Belediye Başkanı da, Vucic’e yönelik bu eylemi “Ağırbaşlı anmayı sömüren hasta ruhlular”ın eylemi olarak niteledi. Srebrenica Anneleri’nin lideri konumundaki Subasic, bu olaydan ötürü büyük hayal kırıklığı yaşadığını belirterek toplumsal uzlaşıya dikkat çekti. Balkan ülkeleri arasında tarihte büyük acılar yaşansa da, birbirine geçmiş toplumlar olarak geçmişe sünger çekip, uzlaşma yollarını zorlamaları şart. Türkiye’nin buradaki rolü, bir abi konumunda bu uzlaşının tohumlarını atarak tarihteki önemli görevini yeniden üstlenmek.

Bu ilginin sebebi

Öte yandan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Rusya ile Avrupa arasında denge kuran bir siyaset güdüyür, çünkü 2012 yılında Avrupa Birliği’ne aday statüsü kazandı. Öte yandın Rusya taraftarları ve Rusya’nın büyük yatırımlarının etkisi Sırbistan’da hala çok baskın. Putin’in Sırbistan için hayalleri bitmiş değil, ancak Vucic, Rusya konusunda bağlarını korumaya çalışsa da temkini elden bırakmıyor. Rusya’ya yakınlaşması demek, bir anlamda AB’den uzaklaşması demek. Fakat AB’de de işler iyi gitmiyor ve maddi ve manevi dağılmanın eşiğinde. Kafası karışık ve desteğe ihtiyacı olan Vucic için Erdoğan’ın Sırbistan’a gitmesi, üstelik kalabalık bir heyetle gidip birçok anlaşmaya imza atması büyük bir moral motivasyon. Rusya’nın Sırbistan’daki etkisi görmezden gelinemese bile, Sırbistan son zamanlardaki politikalarıyla Rusya’nın arka bahçesi olmadığını kanıtladı. Osmanlı’nın Sırbistan’la olan ortak geçmişi, Rusya’nın ortak geçmişinden çok daha fazla. Üstelik Avrupa Birliği’ne girmek için çaba sarf eden Sırbistan, Rusya ile arasına mesafe koymak zorunda ve bu da onu Türkiye ile yakınlaştırmak için önemli bir sebep.

Balkanları birbirine bağlayan yollara talip

Erdoğan Vucic dostluğunun önemli bir detayı daha var, o da 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ’ye karşı mücadelede Türkiye’nin yanında durmaları. Erdoğan Sırbistan ziyaretinde bu konuyu “Buradaki kardeşlerimizin gönlündeki yerimizin sözde olmadığını 15 Temmuz darbe girişiminde Vucic’in desteğini unutmam mümkün değil. Değerli dostum Vucic’in FETÖ’ye karşı nasıl bir mücadele verdiğini biliyorum. FETÖ denilen ihanet çetesini ülkemizden olduğu gibi Balkanlar’dan da söküp atacağız. Bu hususta Sayın Vucic’e güvenimiz ve itimadımız tam. 15 Temmuz gecesi bize ilk destek veren liderlerden biri de Vucic olmuştur” şeklinde açıkladı. Türkiye yaptığı anlaşmalarla Sırbistan’ın yollarına da talip, o yollar ki Balkan halklarını birbirine bağlayacağı gibi, Türkiye ile ilişkileri de perçinleyecek. Balkanlarla yeniden sağlam bir komşuluk ilişkisi geliştirmek için bütün imkanlar seferber, geriye iyi niyetli liderlerin çabası kalıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar:Sevda Dursun

Dilimin döndüğünce

Yorum Yok

Yorumunuz